19 Ekim 2017 Perşembe

HEM HEPİMİZ BİR YILDIZIZ..✧ ✫ ✩ Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi?

Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.
O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
kaybolan değerlerimizi ne kadar özlediğimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.
Vakit az, paylaşmak, sarılmak için.
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
HEM HEPİMİZ BİR YILDIZIZ..✧ ✫ ✩
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi?




17 Ekim 2017 Salı

YAŞAMAK....

Yaşamak; servettir, korumayı bil...
Yaşamak; bilmecedir, çözmeyi bil...
Yaşamak; güzelliktir, kıymetini bil...
Yaşamak; mutluluktur, tatmayı bil...
Yaşamak; aşktır, sevgidir, keyfini çıkarmayı bil...
Yaşamak; rüyadır, gerçekleştirmeyi bil...
Yaşamak; oyundur, oynamayı bil...
Yaşamak; verilmiş bir sözdür, tutmayı bil...
Yaşamak; hüzündür, aşmayı bil...
Yaşamak; şarkıdır, söylemeyi bil...
Yaşamak; mücadeledir, kabullenmeyi bil...
Yaşamak; trajedidir, göğüslemeyi bil...
Yaşamak; maceradır, göze almayı bil...
Yaşamak; şanstır, kullanmayı bil...
Yaşamak; fırsattır, yararlanmayı bil...
Yaşamak; kıymetlidir, mahvetmemeyi bil...
Yaşamak; görevdir, tamamlamayı bil...
Yaşamak; yaşıyor olmaktır, uğruna savaşmayı bil...
Theresa~


16 Ekim 2017 Pazartesi

Bilemeyiz ki, ne hayırlı, ne zarar..



Sincap, meşe palamutlarını toplamak için uğraşır, sonra onları toprağın altına saklar ve nereye sakladığını unutur...
Bu onun "zayıflığı"dır. Zaman geçer ve toprağın altındaki o meşe palamutları boy boy ağaçlara dönüşür... Bu sincapların "vesile"sidir.

Bilemeyiz ki, ne hayırlı, ne zarar..
Bunu zaman gösterecek


Milliyet pembenarda yeni yazım:

Çakralar Nedir Nasıl Dengelenir?

Hayat sizin başınıza gelmiyor; hayatta ne verirseniz onu alıyorsunuz.



GÜÇ NEDİR?
Sevgi zayıf çelimsiz ya da yumuşak değildir. Sevgi hayatın olumlu gücüdür! Sevgi tüm olumlu ve iyi şeylerin sebebidir.
Olmak istediğiniz, yapmak istediğiniz ya da sahip olmak istediğiniz her şey sevgiden gelir.
Sevginin olumlu gücü iyi şeyler yaratabilir, iyi şeyleri artırabilir ve hayatınızdaki tüm olumsuzlukları değiştirebilir.
Her gün, her an, pozitif gücü sevmek ya da sevmemek, ondan yararlanmak da yararlanmamak arasında bir seçim yapıyorsunuz.
Çekim yasası sevgi yasasıdır. Hayatımız da bu yasayla işler.
Hayata ne verirseniz hayattan onu alırsınız. Olumluluk verirseniz olumluluk alırsınız, olumsuzluk verirseniz olumsuzluk alırsınız.
Hayat sizin başınıza gelmiyor; hayatta ne verirseniz onu alıyorsunuz.
Düşünceleriniz ister iyi, ister kötü olsun, sesinizin ekosu gibi otomatik ve kesin bir şekilde size geri döner.
Harika hayatlar sürenler sevmediklerinden çok sevdiklerini düşünür ve onlardan bahseder!
Günün iyi haberlerinden konuşun. Sevdiklerinizden konuşun. Ve sevdiklerinizi kendinize çekin.
Sevdiklerinizi düşünmek ve onlardan konuşmak için sınırsız bir yeteneğiniz var. Dolayısıyla hayattaki tüm iyi şeyleri kendinize çekmek için sinirsiz bir kapasiteniz var!
Sevin, çünkü sevdiğinizde evrenin en büyük gücünü kullanırsınız.


HİSLERİN GÜCÜ
Siz, özünüzde hisseden bir varlıksınız. Herhangi bir anda ne hissettiğiniz diğer her şeyden daha önemlidir. Çünkü şu anda hissettikleriniz hayatimizi yaratır.
Hayattaki her şey nasıl hissettiğinizle ilgili. Düşüncelerinizle kelimelerinize güç veren hislerinizdir.
Tüm iyi duygular sevgiden gelir! Tüm olumsuz duyguların ise nedeni sevgisizliktir.
İyi bir hissin gücünü dolu dolu kullanmak istiyorsanız, sesini açmalısınız. Bir duygunun sesini açmak için onun kontrolünü ele geçirin ve bilerek, isteyerek onu yoğunlaştırın.
İyi duygularınızı artırmak için sevdiğiniz şeyleri düşünün. Onları arka arkaya sıralayın. Kendinizi harika hissedene dek zihninizde sevdiğiniz şeyleri listelemeye devam edin.
Hayatınızdaki her konuda nasıl hissettiğiniz o konularda verdiklerinizin tıpatıp yansımasıdır.
Hayat başınıza gelmez, hayat size karşılık verir! Hayatınızın her alanı sizin çağrınızdır ve o çağrıyı verdiklerinizle yaparsınız.
Sevgi hayatın en üstün yönetici gücüdür, sizi iyi duygularınız aracılığıyla çeker: Hakettiğiniz hayatı yaşarsınız.
İstediğiniz her şey sizi istiyor! Para sizi istiyor. Sağlık sizi istiyor. Mutluluk sizi istiyor.
Hayatınızın şartlarını değiştirmek için mücadele etmeyin. İyi duygular aracılığıyla sevgi verin yeter. O zaman istekleriniz gerçekleşecek!
Önce iyi duygular vermelisiniz. Sevdiklerinizi almak için önce mutlu olup sevgi vermelisiniz! Hayatta ne almak istiyorsanız önce vermelisiniz!


DUYGU FREKANSLARI
Evrendeki her şey manyetiktir ve her şeyin manyetik bir frekansı vardır.
Ne hissederseniz hissedin, iyi ya da kötü, hisleriniz frekansınızı belirler ve ayni frekanstaki insanları, olaylar ve durumları bir mıknatıs gibi kendinize çekersiniz.
Her an duygularınızı değiştirerek frekansınızı değiştirebilirsiniz. O zaman etrafınızdaki her şey değişecek çünkü yeni bir frekansa geçeceksiniz.
Eğer hayatınızda olumsuz bir şey olduysa onu değiştirebilirsiniz. Asla çok geç değildir. Çünkü her zaman duygularınızı değiştirebilirsiniz.
Çoğu insan duygularını otomatik pilota bağlar. İyi bir şey olduğunda iyi hissederler kötü bir şey olduğunda kötü hissederler. Yaşadıklarının sebebinin duyguları olduğunu fark etmezler.
Para, sağlık, ilişkiler ya da başka herhangi bir alanda bir şeyi değiştirmek için duygularınızı değiştirmelisiniz.
Suçlama, eleştiri, kusur bulma ve şikayet, olumsuzluk çeşitleridir ve hepsi de hayatlarınıza sadece sıkıntı getirir.
Kelime dağarcığınızdan korkunç, berbat, iğrenç ve rezil gibi kelimeleri çıkarın. Harika, müthiş, muhteşem, şahane ve harikulade gibi kelimeleri daha çok kullanın.
Sadece %51 iyi düşünce ve iyi duygu verseniz bile hayatınızın akışını değiştirirsiniz.
Her gün, yeni bir hayat için fırsattır. Çünkü her gün hayatınızın dönüm noktasında durursunuz. Ve herhangi bir gün geleceğinizi değiştirebilirsiniz. Hislerinizle.
*Rhonda Bryne - The Power*


15 Ekim 2017 Pazar

Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın.

"Gerçek gerçektir.
Sen birinin canını acıtırsan, kendi canını acıtırsın.
Birine yardım edersen, kendine yardım edersin.
Kan ve kemik bütün insanlarda bulunur.
Farklı olan yürek ve niyettir..."


Marlo Morgan~


13 Ekim 2017 Cuma

Yarın Sabah Farkındalığı Yüksek Biri Olarak Uyanmanızı Sağlayacak 3 İpucu

1. Doğal Işık Kaynaklarına Yakın Kalın

Elinizden geldiğince, doğal ışığı gözden kaçırmayın. Bir camın yanına oturmaya veya molalarınız sırasında yürüyüşe çıkmaya çalışın. Bunu yapmak daha enerjik hissetmenizi sağlayacaktır çünkü size kendinizi daha uyanık hissettirir. Bunun açıklaması, enerji ve uyku düzeylerini düzenleyen beynimizdeki hipotalamusun, vücudumuzun uyku hormonu olan melatonin üretimini ışıkta bir değişiklik hissettiğinde durdurma veya uyarma sinyali vermesidir. Bu durum aynı zamanda, gece yarısı cep telefonumuzu yatakta kullandığımızda, neden uyku halinin zor geldiğini de anlatmış oluyor. Herhangi bir nedenle, gün boyunca doğal ışığı göremiyorsanız, ‘ruh hali lambası’ veya ‘güneş ışığı LED ışığı’ gibi alternatifleri kullanabilirsiniz.



2. Egzersiz Yapmayı Unutmayın

Egzersiz sadece kalp için iyi değildir. Egzersiz iyi uyumanıza da yardımcı olur. Bir araştırma, haftanın 3 günü, 60 dakikalık bir süre boyunca egzersiz yapanların, yapmayanlara göre daha kaliteli uyuduğunu ve daha dinç kalktıklarını ortaya koymuştur.



Uykusuz bir geceden sonra hiç işinize başladınız mı? Açıkçası, uykusuz bir gece, asla verimli bir gün getirmez çünkü doğal olarak çok yorgun ve uykulu hissedeceksiniz. Öğleden sonraları ve akşamları kafein kullanmaktan kaçınmak, rahat ve düzenli yataklar kullanmak, ışığı kapatmak ve sesleri aşağıda tutmak gibi şeyler haricindeki vücudunuzu düzenli olarak çalıştırmalısınız da. filoji.com Vücudunuzdaki kan akışının artışı sağlık açısından faydalı olduğu gibi iyi bir uyku uyumanı konusunda size yardımcı da olacaktır. İyi uyursanız, ertesi sabah uyandığınızda kesinlikle daha enerjik hissedeceksiniz.



3. Stres Yönetimini Öğrenin

Stresli olan biri motive veya üretken hissetmeyecektir. Kolu ile ilgili bir araştırma, çalışanların % 70’inin stresin kendilerini yorgun ve bıkkın hissettirdiğini itiraf ettiğini ortaya koydu. Yorgunluk, gündüzleri sizi kesinlikle daha az üretken ve motive hale getirecektir. Bu nedenle stresle mücadele etmeyi öğrenmelisiniz. Neyseki, stresle mücadele konusunda, kullanabileceğiniz çeşitli yollar var:





1. Olumlu bir bakış açısını içselleştirmek

Stres ve olumsuz düşünceler geldiğinde, bu olumsuz düşünceleri uzak tutmak ve bunları olumlu düşüncelerle değiştirmek önemlidir. Olumsuz düşüncelerin zihninizi gereğinden fazla meşgul etmesine izin vermeyin. Böyle dönemlerde işinizi gücünüzü bırakarak zihninizdeki düşüncelerle uğraşmak isteyebilirsiniz. Bunun olmasına izin vermeyin, gerekirse kendinizi zorlayarak gün içerisindeki normal işlerinizi yapmaya kesinlikle devam edin.



2. Sağlıklı bir şekilde beslenmek

Yüksek yağlı yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü bu tarz besinler size kendinizi uyuşuk hissettirecektir. Koyu yeşil ve kırmızı sebzeler yoğun fiber oranı sebebiyle sindirim sisteminiz üzerinde oldukça faydalı etkilere sahiptir. Ayrıca yapılan son araştırmalar yoğurt özellikle de kefir gibi mayalı süt ürünlerinin probiyotik açısından zengin içeriklerinin bağırsak sağlığıyla beraber beyin üzerinde de faydalı etkilere sahip olduğunu ortaya koymakta.



3. Nefes egzersizi

Bu belkide şimdiye kadar bilinen en iyi ve uygulaması en basit olan stresle mücadele yöntemidir ve evinizde tamamıyle kendi kendinize uygulayabilirsiniz. Nefes egzersizini temel alan “mindfulness” tekniğini hemen öğrenip uygulamaya başlamak için sitemizde yer alan aşağıdaki yazıya mutlaka göz gezdirin. Fazla düşünür bir yapıya sahipseniz bu tekniği öğrenmek çok işinize yarayacaktır;


Filoloji.com

12 Ekim 2017 Perşembe

“Beynim Neden Susmuyor?” Diyen Aşırı Düşünürlerin Hayatını Kurtaracak Teknik: “Mindfulness”


Bazı insanlar gündelik hayatlarını mutlu mesut sürdürürken, kimileri ise onlara ayak uydurmakta zorlanmakta. Bu insanlar çoğu zaman hiçbir sorun yokken bile sürekli olarak dönen bir çark misali çalışan beyinleri yüzünden, dışarıya belli etmeseler bile zihinlerinin içinde zorlu bir mücadele içindeler. Peki ama bu düşüncelerden kurtularak rahatlamak için ne yapmalı?



Bunun için herkes kendince farklı çözümler üretmekte. Ancak bugün sizlere bilimsel olarakta incelenmiş ve beyin fonksiyonlarında değişimlere yol açtığı kanıtlanmış bir teknikten bahsedeceğim; “Mindfulness”




Esasında kökleri çok eskiye, Zen felsefesine kadar uzanan bir meditasyon yöntemi olan mindfulness bugün Avrupa ve Amerika’da birçok psikoloji uzmanı tarafından hastalara öneriliyor ve büyük bir iyileşme oranı ile başarı gösteriyor. Peki ama bizi istenmeyen düşüncelerden arındırma iddiasındaki mindfulness tekniğini biz nasıl uygulayacağız?


Aslında mindfulness tekniğini uygulamak oldukça basit ancak zorlayıcılığı da bu basitliğinde saklı. Şöyle ki; Düşünceler yine sizi rahatsız ettiği anda hemen kendinizi dış etmenler tarafından rahatsız edilmeyeceğinize emin olduğunuz bir yerde, rahat ettiğiniz bir pozisyona geçirin. Oturur ya da yatar vaziyette de olabilirsiniz. Tekniğin esası bedensel olarak rahat edebildiğiniz konumu bulmaktır. Ardından nefesinize odaklanın. Nefesinizin burnunuz veya ağzınızdan ciğerlerinize doluşunu ve ardından tekrar aynı yolu izleyerek bedeninizi terkedişini farkedin. Yani beyninizi meşgul eden şeyin nefesiniz olmasını sağlayın. Farklı bir nefes ritmi tutturmaya çalışmayın. Her zaman nasıl nefes alıyorsanız öyle alın. Farklı yapacağınız tek şey her zaman aldığınız sıradan “nefesi” vücudunuza girip çıkarken takip etmek olacak.


Kağıt üzerinde oldukça basit gözüken bu işlemi yapmaya çalışırken beynininizin size oynayacağı oyunları, size kurduğu düşünce tuzaklarını farkedeceksiniz. Beyniniz adeta bunu yapmamanız için çığlık atacak, bu nefes egzersizinin saçma olduğunu söyleyip sizi rahatsız eden düşüncelere geri dönmeniz için sizi zorlayacak, birden beliren balonlar şeklinde rahatsız edici, ya da alakasız düşünceler sunacaktır önünüze. İşte bu küçük oyunlar, bizim emrimiz altında olması gereken beynimizin nasıl kontrol dışı hale geldiğini görmeniz için gerekli olan andır. Zen üstadları bize istemediğimiz şeyler düşündürten kontrol dışı bu zihin yapısına “monkey mind” yani maymun zihin adını takmışlardır. Düşününce gerçekten de, tıpkı bir maymun gibi sağa sola atlamakta, sürekli olarak bir şeyler istemekte, sesler çıkarmaktadır zihnimizin bu kısmı ve onu nasıl eğiteceğimizi bilemediğimiz için bizi yorarak bize hükmetmeye başlamıştır.


Nefesinizi takip ederken “maymun zihin” yine iş başında olacaktır. Beyniniz sizin dikkatinizi çekmek için her yolu deneyecektir ancak siz tepkisiz kalacaksınız. Her zaman takip ettiğiniz, tartışmaya girdiğiniz ve sizi yiyip bitiren düşüncelerin orda kendi hallerinde debelenmelerine izin vereceksiniz. Sizin yapmanız gereken tek şey nefesinizi dinlemeye devam etmek olacak. Nefesinizi takip etmeye çalıştıkça beyninizin size bunu yaptırmamak için çırpınıp duracak ve ara sıra nefesinizi takip etmeyi size unutturmayı başaracaktır da. Bunu farkettiğiniz anda hemen nefesinize geri dönün. Beyninizde patlayan düşünce balonlarına yanıt vermeyin, size sorular soracaktır cevapsız bırakın. Düşündüğünüz tek şey nefesinizin içeri girişi ve dışarı çıkışı olsun. Bu maymun zihni çaresiz bırakacak ve susturacaktır.


Bir süre sonra garip bir sessizlik hissedeceksiniz. Beyniniz ağlamaktan yorgun düşmüş bir bebek misali sessizleşecektir. İşte bu beyninizin her zaman olması gereken konumdur. Unutmayın, beynimiz bizim yöneticimiz değil, biz onun yöneticisiyiz. Evet, okumak ve kendini geliştirmek önemlidir. Ancak sağlıklı olmayan bir beyne bilgi yüklemek, hasta bir ata yük yüklemekten farksızdır. Mindfulness tekniğine ilk günlerde sadece 10 dakika ayırmanız yeterlidir. Eğer vazgeçmeden düzenli olarak beyninizi bu şekilde eğitirseniz sadece 1 haftada kendinizdeki ve düşünme biçiminizdeki farklılıkları görebilirsiniz.




Mindfulness tekniğini diğer sözde bilimsel tekniklerle karıştırmamalısınız. Çünkü mindfulness kelimenin gerçek manasında beyin yapısını değiştiren bir tekniktir. 2011 yılında yapılan bir araştırmada 8 hafta boyunca mindfulness tekniğini uygulayan kişilerin beyinlerindeki gri madde oranında inanılmaz bir artış gözlenmiştir. Bu araştırmanın ardından mindfulness tekniğinin beyindeki etkileri üzerine onlarca çalışma yapılmış mindfulness ‘ın beyni fiziksel olarak gerçekten değiştirebildiği kanısı pekişmiştir.


Bu tekniği tekrar kısaca özetlemek gerekirse;

Rahat ettiğiniz bir pozisyonda, oturun ya da uzanın,
Her zaman yaptığınız gibi normal bir şekilde nefes alıp verin, ancak bu sefer alıp verdiğiniz nefesinizin vücudunuza giriş çıkışını takip edin,
Nefesinizi takip etmenize mani olacak düşüncelere yenik düşmeyin ve nefesinizi takip etmeye devam edin.

filoloji.com

Bumerang - Yazarkafe

Bumads

Mart 2007'nin "En iyi blog"u Seçilmişti blogum!Teşekkürler destekleyen herkese...